20/3/2007
Hepimiz Schrödinger'in Kedisiyiz!
Schrödinger’in Kedisi, yeni fiziğin ve bu yeni fizik ekseninde şekillenen “II. Aydınlanma Düşünce Devrimi”nin simgesi…
Dış ortamdan tamamen yalıtılmış -yani ne içerisinin dışarısı hakkında, ne de dışarısının içerisi hakkında görme, işitme, vs. nevinden bir bilgi edinebileceği- kapalı bir kutu düşünelim. Bu kapalı kutunun içine de öyle bir düzenek kurmuş olalım ki, % 50 ihtimalle çalışsın ve eğer çalışırsa harekete geçen bir çekiç, içi zehirli gaz dolu şişeyi kırsın. İşte Schrödinger’in Kedisi, böyle bir kutunun içinde kendi gerçekliğini sürdürmektedir. Soru, kedinin kutunun içinde sürdürdüğü bu gerçekliğin doğası üzerinedir; kapalı kutunun içindeki Schrödinger’in Kedisi ölü müdür, diri midir?
Kuantum fiziği, bu düşünce deneyine şöyle bir açıklama getirmektedir: Kutuyu hiç açmadığımız durumda, Schrödinger’in Kedisi hem ölü, hem de diridir. Kedinin ölü olduğu kuantum durumu ile diri olduğu kuantum durumu, zehrin açığa çıkma olasılığı % 50 olarak düzenlendiği için eşit derecede geçerlidir. Kutuyu açmak, bir gözlem yapmak demektir ve kuantum dünyasında gözlem yapmanın karşılığı, gözlenen sistemde gözlem öncesi olası kuantum durumlarından birisinin gerçekleşmesi demektir. Dalga fonksiyonun çökmesi olarak adlandırıyoruz bunu.
Kuantum fiziğinde, ışığın dalga mı yoksa parçacık mı olduğuna dair yapılan deneylerde şöyle ilginç bir nokta vardır. Eğer biz deney düzeneğimizi, dalga gözlemleyecek şekilde kurarsak, bir dalga etkisi gözlemliyoruz. Parçacık gözlemleyecek şekilde deney düzeneğimizi değiştirdiğimizde, az önce dalga olarak gördüğümüz ışık bu kez parçacık özelliği gösteriyor. Bunun anlamı şudur; deneyi gerçekleştirenin “niyet”i, deney sonucunu da etkilemekte. Schrödinger’in Kedisi örneğinde, mesela şöyle bir düzenek kurduğumuzu düşünelim. Kutunun içini açıp bakmadan, kedinin öldüğü durumda meydana gelecek olan çürümenin sonucunda kutudaki azot gazı miktarındaki artışı ölçebilecek bir düzenek. Bu durumda, düzeneğimizi kedinin “ölü” olma durumuna göre kurduğumuzdan dolayı, yani aradığımız şey kedinin ölü olma hali olduğu için sonuçta Schrödinger’in Kedisi’nin ölmüş olduğunu gözlemleriz. Bunun tersi durumu düşünelim, kedinin “diri” olduğu durumda onun nefes alıp vermesinden dolayı kutudaki karbondioksit miktarındaki artışı tespit etmek “niyet”li kurulan bir düzenek, bize Schrödinger’in Kedisi’nin “diri” olduğu gözlem sonucunu verecektir. Peki, kedinin gerçekliğinin, bizim kurduğumuz deney düzeneğine göre değişmesinin anlamı nedir? Bunu nasıl yorumlamalıyız?
Ben kişisel olarak, olaylara dair niyetlerimizin ve hükümlerimizin, kâinat gerçekliğini şekillendirmede tahminlerimizin ötesinde etkili olabileceği sonucuna varıyorum. Beni şaşırtan bir başka husus, bu sonucun kuantum fiziğinin keşiflerinden yüzyıllar önce bu coğrafyada değişik şekillerde ifade edilmiş olması. “Güzel bakan güzel görür!” deyişi… “Bir insana kırk kere deli dersen deli olur!” deyişi…”Ağzından yel alsın!” deriz mesela, bize kötü gelen bir öngörü işittiğimizde. Neden acaba? Çünkü ağızdan çıkan her sözün bir şekilde hakikatin inşasında kullanılan bir tuğla olduğu kabul edilir bu topraklarda. Yine bu coğrafyada kullanılagelen “Söz gümüşse sükût altındır!” deyişini, bir de bu bağlamda düşününce bu deyişin daha derin bir anlamı içinde barındırdığı hükmüne varıyorum. Söz elbette değerlidir, gümüştür, ama sükût etmek sözü kâinata bırakmak demektir. Her bir sözümüzle, kâinatın işleyişine müdahalede bulunmuş oluruz. Mesele, hayra dönük mü yoksa şerre dönük mü müdahalede bulunduğumuz. O halde, güzel ve doğru konuşmalı, güzeli ve doğruyu konuşmalı…
Her birimiz, kendi hayat kutusunda gerçekliğini yaşayan birer Schrödinger’in Kedisi’yiz. Birbirimizi nasıl görüyorsak öyleyiz. Birbirimiz hakkında nasıl hüküm veriyorsak öyleyiz. Etrafımızdaki kâinatı, niyetlerimizle ve muratlarımızla inşa ediyoruz. Her bir sözümüz, birer tuğla. Sağlam ve güzel tuğlalar seçmeli…
Konu: Niyetler ve kedi
Gercekten orjinal bir nokta dusundugunuz sey. Agzimizdan cikan sozlerin veya niyetlerimizin bir sekilde kainati sekillendiriyor oldugu. Acaba birkac atasozu disinda, biraz daha somut dayanaklariniz var mi? Pozitif bilimlerin bu konuda soyleyecek cok sozu olmadigi kabuluyle mesela hadis veya ayetler yeterince somut sayilabilir. Veyahut da hatri sayilir islam alimlerinin sozleri vs...
ender
Bağlantı »