Doğru... Adil... Eşitlikçi...




Geçen yazımda sizlere, bizden yaklaşık 1000 ışık yılı ötede bulunan Aynüd gezegeninin en müreffeh toplumu olan Eyikrüt’lülerin siyasal seçim sistemlerinden ve Siber-Meclis, Âkiller Heyeti gibi anayasal kurumlarının işleyişinden bahsetmiştim. Bu yazımda ise, Eyikrüt Cumhuriyeti anayasasının ruhunu oluşturan temel dayanakları sizlere tanıtacağım.

 

“Bütün Eyikrüt’lüler özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.” (*)

 

Eyikrüt anayasası böyle başlamaktadır. İlk atıf yapılan kavram, özgürlüktür. Çünkü Eyikrüt tarihi boyunca yaşanılan hadiselerin Eyikrüt’lülere kazandırdığı en büyük tecrübe, manevi ve maddi gelişimin ancak özgürlüğün esas olduğu bir toplumsal iklimde tesis edilebileceği ve sürekli olabileceğidir.

 

Eyikrüt’lülerce özgürlük kavramı, nihayetsiz bir şekilde dilediğini yapabilme olarak yorumlanmamaktadır. Çünkü, akıl ve ahlakla dizginlenmeyen bir özgürlüğün, toplumu şerre götüreceği öngörülmektedir. Bütün Eyikrüt mekteplerinde, Aynüd tarihinde tıp ilminin kurucusu olarak bilinen ünlü hekim Tarkopih’in “Önce, Zarar Vermeyeceksin!” deyişi sınıfların duvarlarında asılıdır. Bu deyiş ekseninde, vücuda ve organlara zarar veren, aklı uyuşturan, dolayısıyla aklın sağlıklı işleyişine zararlı maddelerin kullanımı; hakeza içinde aşk barındırmayan kaba cinsellik, kişinin haysiyet bütünlüğüne zarar verici bir faaliyet olarak kabul edildiğinden özgürlükler bünyesinde değerlendirilmez. Eyikrüt’lülerin ekonomik faaliyetlerinin toplumdaki gelir dağılımını bozucu, ona zarar verici sonuçlar doğurması; üretim süreçlerinin çevreye zarar vermesi ve ekolojik dengeleri bozması da aynı şekilde ekonomik özgürlükler bünyesinde kabul edilmez. Özetle, Eyikrüt’te bütün dinamikleriyle toplumsal ve ekonomik sistem, zarar vermemek esası üzerinde şekillenmiştir ve anayasanın ilk maddesinde atıf yapılan özgürlük kavramı, bu genel zarar vermeme çerçevesinde yorumlanmaktadır.

 

Kardeşlik, Eyikrüt anayasasının ilk maddesinden başlayarak bütününde değişik yerlerde atıf yapılan önemli bir kavramdır. Kişiler arası yetenek, zekâ, ekonomik varlık bakımından farklılıkları görmezden gelerek her alanda mutlak bir eşitliğin dayatılmasının adaletsizlik getireceği düşüncesiyle kardeşlik kavramı ön plana çıkarılmıştır. Fakat her Eyikrüt’lü şunu bilir ki, güçlü olan haklı değil, haklı olan güçlüdür. Kişiler değişik alanlardaki güçlerini, zarar vermeden ve hakkaniyet sınırları çerçevesinde kullanırlar.

“Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, tek başına veya topluca, açık olarak ya da özel biçimde öğrenim, uygulama, ibadet ve dinsel törenlerle açığa vurma özgürlüğünü içerir.”

Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkı Eyikrüt anayasasının bu maddesi ile sıkı güvence altına alınmıştır. Eyikrüt’te hiçbir bilimsel ve dinsel deneyim inkâr edilmeksizin saygı görür. Hiçbir ideolojinin, hiçbir İzm’in bilgisi görmezden gelinmez. Çünkü Eyikrüt’lüler bilirler ki, hakikat bir büyük bütündür ve her bir düşünce bu hakikatin bir izdüşümüdür, dolayısıyla her biri hakikatin bir değişik veçhesine işaret etmektedir. Bir kişinin aklına gelen herhangi bir fikrin, Aynüd’ü daha da iyi kılacak bir formül içerebileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, özgür düşünceyi kısıtlayabilecek ve baskılayabilecek bütün filler yasaklıdır. Dolayısıyla Eyikrüt’te kelimeler gönlün derinliklerinden fışkırır adeta. Ve bu yüzden aklın ırmağı alışkanlıkların karanlık çölünde kuruyup gitmez. (1)

Eyikrüt anayasasının başka bir maddesinde, “Herkesin ülkesinin kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanma hakkı vardır.” denilmektedir. Bu maddenin Eyikrüt’te anayasaya giriş öyküsü ilginçtir. Yüzlerce yıl evvel, Eyikrüt’te bir dönem egemen olan zihniyetin, toplumda “nabrüt” olarak bilinen ve bazı Eyikrüt’lü kadınların dinsel inançları gereği kullandıkları bir giysinin yüksek öğrenim kurumlarında ve millet meclisinde yasaklanması ile başlayan yaklaşık 30 yıllık bir süreç sonunda, akıl ve vicdan kazanmış, nabrüt kullanımı üzerinde süregelen baskılar son bulmuştur.

 

Eyikrüt’te, anayasalar ve kanunların anlatıldığı siyaset kitaplarında sıklıkla referans verilen bir düşünce deneyi vardır ve her Eyikrüt’lü eğitim hayatı boyunca en az bir kez bu düşünce deneyi ile ilgili bir kompozisyon yazmıştır. Bu düşünce deneyinde (2), gelecekteki bir toplumda geçerli olacak yasaları hazırlamak üzere kurulmuş bir yüce kurulun varlığı kurgulanır. Bu kurul, kesinlikle tüm konuları ele almak durumundadır, çünkü fikir birliğine varılır varılmaz, yani yasalar çıkarılır çıkarılmaz, kuruldaki herkes ölecektir. Ancak üyeler,  hemen ardından dirilecek ve yasalarını kendi koydukları toplumda yaşamaya başlayacaklardır. Düşünce deneyini özgün kılan husus, bu kurul üyelerinin dirildiklerinde toplumdaki yerlerinin ne olacağını önceden bilmemeleridir. Dirildiklerinde hangi cinsiyette, hangi ırkta, hangi dinde, hangi meslekte, işçi mi köylü mü, patron mu, zengin mi fakir mi olacaklarını bilmediklerinden, toplumun tüm kesimlerine hitap eden yasalar çıkarmak zorundadırlar. Bu düşünce deneyinin öngörüsü, bu şekilde tasarlanan bir anayasa ve kanunlar sisteminin ancak tam anlamıyla doğru ve adil, eşitlikçi olacağı üzeredir.

 

Aynüd’deki incelemelerime dayanarak vardığım sonuç, Eyikrüt Cumhuriyeti halkının anayasası ve kanunlarının, tıpkı bu düşünce deneyinin öngördüğü şekilde tam anlamıyla doğru, adil ve eşitlikçi olduğu üzeredir. Bunu nasıl başarabildiklerine gelince… Maruz kaldıkları kötülükler ve adaletsizliklerin kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe değişmeyeceğinin farkına varmalarıyla başlamış her şey. Gelecek yazımda Eyikrüt’lülerin tüm Aynüd’e örnek olan bu iç aydınlanma öykülerinden bahsederek bu ülke halkını sizlere tanıtmayı sürdüreceğim.

 

(*) Anayasa maddeleri, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden alınmıştır.
  


      (1)Hintli bir şair olan Rabindranath Tagore’in dizelerinden…

      (2)   John Rawls, Bir Adalet Kuramı adlı kitabından…

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!